Koşuya hedefle değil, nefes almak için başladım.
İlk yıllarda kısa, plansız ve yalnızca iyi hissetmeye odaklı koşuyordum. Her antrenmanı aynı yoğunlukta yapıyor, farkında olmadan sürekli gri bölgede kalıyordum.
2019–2020 döneminde koşu bilimiyle tanıştım. Polarize antrenman, aerobik temel ve tempo bölgeleriyle ilgili kaynaklar bana net bir gerçekle yüzleşme fırsatı verdi: çok çalışmak ile doğru çalışmak aynı şey değildi.
2:57 bir sonuçtan çok, bir başlangıç sinyaliydi.
2020 İstanbul Maratonu’nu 2:57 ile tamamladım. Hazırlık kusursuz değildi; fakat yarış boyunca kontrollü kalmış, enerjiyi erken tüketmemiştim.
O gün öğrendiğim şey şuydu: pacing yalnızca bir tempo seçimi değil, yarış boyunca doğru karar verebilme becerisidir. Sonraki yıllarda bu beceriyi antrenmanda tekrar tekrar çalıştım.
Kendi gelişim yolculuğum, başkaları için bir sisteme dönüştü.
Etrafımdaki birçok koşucu aynı sorunlarla karşılaşıyordu: her günü orta sertlikte koşmak, toparlanmayı göz ardı etmek, yarışa plansız çıkmak ve sayıların ne söylediğini okuyamamak.
RUNPO Coaching bu ihtiyaçtan doğdu. Bilimsel bilgiyi karmaşıklaştırmadan, koşucunun günlük yaşamına uyarlayan; kişisel plan, veri analizi ve gerçek iletişimi bir araya getiren bir koçluk sistemi.